header Anasayfa | Açılış Sayfam Yap | Favorilerime Ekle | "

 Belki de gerçekten bir giz düzen vardır;tarih,yitik bir mesajı yeniden oluşturmak için girişilen bu savaşın sonucundan başka bir şey değildir. Biz onları görmüyoruz ama onlar görünmeden çevremizde dolaşıp duruyorlar..." Foucoullt Sarkacı(UmbertoEco)Tutak,Kayseri'de yıkılan eski bir mahallenin adı.İki kemer, iki mahalle, ben ve ötekidir Buyuk Dogu net Lingi /

Sitede Ara   Gelişmiş Arama »
     
Bölümler
Arşiv
Pzt Sal Çrş Prş Cum Cts Paz
123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031

Eposta Listesi
Eposta Listemize Kaydolun:



email Arkadaşına Gönder | print Yazıcı Versiyonu | comment Yorumlar (0 gönderildi)

Karalama 2004/2005 tüm

Yazan katip on Kasım 09,2007

image
CUMARTESİ NOTLARI
Bir adam düşünün. Hem vardı hem yoktu, hem yaşadı hem
de yaşamadı. Ondan neşet edenler hem çok yaşadı hem de
hiç yaşamadı. Kayseri’de bir dolmuş dolusu ya var ya
yok. Binmeye ya da inmeğe kapısı ne var, ne de yok.
Hem hiç kimsenin haberi yok, hem de herkesin haberi
var. Her Cumartesi hem dolar, hem de boşalır. Boşa
koyanlar dolduramaz, doluya koyanlar aldıramaz. Dolan
dolar, dolmayanlar hem Dolar hem de Euro peşinde...
Her Cumartesi ne doldu ise konuşma üslubu içinde bazı
haftalar burada sadece paylaşmak dileği ile...
Cumartesi Notları  (03.01.2003)
-       Kanal 7 İskele Sancak’ta Hz. İsa gelecek mi
gelmeyecek mi? tartışması. Bu tür konuların gündeme
getirilip tartışılması imanda ihtişaş meydana
getirmektedir. Tam bir postmodern yaklaşım. Ayakta
hiçbir şey bırakılmıyor. Bir Müslüman bunları
dinlediğinde ne düşünür? Herkesin kafasına göre bir
İslam ortaya çıkıyor.
-       Laik, demokratik, seküler bir ortamda din hakkında
konuşulabilir ama hiç kimse din adına konuşamaz.
-       Dinci kanalların reklamlarına bir bakın. Reklamlar
seyredenlerin ruhi profilini ortaya çıkartır. Halkın
gündemi bizinkinden çok farklı.
-       Almanya Yeşiller Partisi milletvekili Ceyhun Ozan:
‘Eğer başörtüsü yaygınlaşırsa mini eteğe müsaade
etmezler’ diyor. Şimdi mini etek yaygın, başörtüsü
yasak. Demek ki güç. İşte liberalizm bu.
-       İktisadi durumun iyiye gitmesinin birkaç nedeni var.
Uygulanan ekonomik sistem, dünyada doların gerilemesi
ve hepsinden önemlisi de Türkiye’ye olan ihtiyaç.
Türkiye model olarak gösterilmek isteniyor.
Türkiye’deki problem iktisadi değil, siyasi.
-       Deniz GÖKÇE mantığı: Sadece rakamlar önemli, insan
değil. Bir temizlik görevlisi yüksek lisans öğrencisi
çıkıyor. Fakat bu ABD’deki tabak yıkayan öğrencilerin
durumundan farklı. Oradaki yaşam tarzı. İnsan faktörü
modernite için önemli değil. Modernitede insan yok.
Marx da modernisttir.
-       Özden Semberk : 4 yıl dışişleri müsteşarlığı yapmış,
4 yılda 7 bakanla çalışmış. ‘Burası hizmetiçi eğitim
yeri. Ben Türkiye’nin Irak politikasını anlamadım’
diyor. O öyle diyorsa bizim anlamamamız doğal.
-       Ezher Şeyhinin verdiği başörtüsü fetvası:  Ezher
masonların elinde. Dinoşlarda namus, şeref, haysiyet
yok. Emperyalistlerin politikalarını görüyorsunuz.
Irak’taki müzelerin yağmalanmasını çoktan unuttuk.
-       Fransa’nın ABD’ye olan uçak seferleri bu hafta da
iptal edildi. Bazı ABD yolcu uçakları savaş uçakları
eşliğinde uçacakmış. Brezilya da ABD vatandaşlarına
parmak izi uygulaması yapacağını açıkladı. Bunun sonu
yok.  Bunlar ciddi haberler. Ölüm oranları açısından
Bağdat daha güvenli deniliyor. Şu hayat yaşanmaya
değer mi? MÖ 6. yüzyıldan beri kurduğunuz modernite
bu. Kan, korku, gözyaşı. Modernizmin geldiği nokta.
Rasyonalist, pozitivist, emprist, seküler, laik,
progresif, iktisadi liberalizm, laik, demokratik...
batı uygarlığı bu noktaya gelmiştir.
-       Pozitif tabiat bilimlerinin uygulaması ile ortaya
çıkan teknolojik durum ortada. Korkunç bir gelişme. 10
yıl önceki filmlerdeki doktorlara baksanız hepsi
nalbantmış dersiniz.  Bu teknoloji kültürünü
yaratamadı maalesef. Modernitenin anladığı manada bile
huzuru ve güveni veremedi.
-       Filistin: 2. İntifada başlayalı ikibin küsür
Filistinliye karşılık beşyüz küsür Yahudi ölmüş. 500
Yahudi askeri 5 milyon Filistinliye bedel. Ölen
Filistinliler kurtuldular, hepsi şehid oldular
inşallah. Asıl biz sağ kalanların işi zor. Irak’taki
işgal Türkiye’de olsaydı şimdi Amerikan subaylarını
Talas’ta ağırlardık. Coniler de üniversiteli kızlarla
beraber olurdu herhalde.
-       Dinci kanallardaki sosyal içerikli programları
lütfen ailenize seyrettirmeyin. Sanki psikoloji diye
bir bilim var? Psikolojide 7-8 tane iz bırakmış ekol
var. Bir soru sorduğunuzda her ekole göre farklı cevap
alırsınız.Bir matematik problemi değil bu. Batı
uygarlığının özelliği bu. Felsefi düşünce demek, kendi
karşıtlığını da içinde barındırıyor ve sürekli
değişiyor, gelişiyor. Freud Libido diyor. Öğrencisi
Adler, Aşağılık Kompleksi diyor. Ardından Jung geliyor
ve ‘saçmalamayın bir de Toplumsal Bilinç var’ diyor.
Erikson, ... ve Eric Berne... Dolayısıyla hiçbir
probleme tek bir cevap verilemez. Ne psikoloji ne de
sosyoloji bir bilim değildir, biz uyduruyoruz. Bu
aydınlanmacı ve modern bir anlayış. Dünyanın  en
dayatmacı anlayışı aydınlanma anlayışı. Sosyoloji,
psikoloji diye bir bilim yok ve bunların her söylediği
İslam’la taban tabana zıt. İnsan anlayışı farklı.
Orada insan bir suje. Rasyonel bir suje. O TV
programları çok zararlı, yuva yıkar. Bunların hepsi
modern büyücü. Her olay farklıdır. Ne kadar insan
varsa o kadar da olay vardır. İslami anlayışta kulluk
insanlığın son aşaması. Amaç kul olmak, takva.
Bireyselliğinden arınmış fenafillah.
-       Fransız İhtilali ile birlikte Vatandaş var. Vatandaş
laik ve sekülerdir. Toplumsal bağları vardır.
Modernitede ise birey var. Peki birey ne kadar
olunabilir? Modern insanın yönlendirilmesi sözkonusu.
Hangi birey? İnsan-ı kamil demek, bireyselliğinden
vazgeçebilmiş demek. Müttaki insan, takva sahibi insan
ayakkabı seçerken; ‘Resulallah nasıl seçerdi? Diye
düşünecek. Bireysellik yok, ferdi tercihler yok. Kendi
tercihlerini başka bir ölçüye bağlamış. TV’de fikir
gümrüğü de yok. Her şeye cevap yetiştirmeye
çalışıyorlar. Bir şarkıyı sevdiğiniz için mi
dinliyorsunuz, yoksa bu size sevdiriliyor mu? Hayatın
en hurda ilişkilerinde dahi şartlanma başlıyor.
Durkheim: ‘Peşin hükümler tül perde gibidir’ der.
Sosyolojide verili bir dünya vardır. Modernitenin
insanı için çoğunluğun yaptığı davranışlar normaldir.
(‘Deli’ denmesi ile ilgili bir Hadis-i Şerif’e vurgu).
 
-       Psikoloji ile ilgili sorulara cevap verirken lailk
psikolojiye göre cevap verilmeli. Ayet ve hadise göre
bu meselelere cevap vermek yanlış. Sistematik hale
getirilmesi lazım. Bugün çocuk yetiştirme konusunda
tam yetkin bir kitap var mı acaba?
-       Doğru tartıyı biz ticaret zannettik, halbuki ahlak.
her şeyin temeli ‘değer’ gibi. Değeri ne üretiyor,
nasıl oluşuyor? Emek+sermaye+hammadde=Değer.
Kapitalist sistemde ‘zaman’ değer yaratıyor(Faiz)
İslam’da ‘zaman’ değer yaratmaz. Terbiye hakkında
bölük pörçük ahlaki yazılar haricinde etraflıca bir
eser kaleme alınmamıştır.
-       Sır Kapısı adlı TV programı: N.Fazıl bazı olaylarla
ilgili öngörüleri gerçekleştiğinde ‘.... bu bir hal
meselesi değildir, bir tahmindir’ derdi. Bunlar doğu
kolaycılığı. Her ottan ilaç yapılır ama her ot ilaç
değildir. Çalış ilaç yap.
-       Bu problemlerin çözüm çaresi nedir? Efendi
Hazretlerinin bir sözü: ‘Bir insan ki Allah’a
maliktir, neden mahrumdur. Bir insan ki...? Kapris’in
adına stres demişiz. Allah’dan mahrum olmak demektir
stres. Namaz, abdest, hac kolay da peki ya kazanç?
Haram para kasada durduğu gibi durmuyor. Bu olmazsa
psikolojik problemlerden kurtulamayız.
-       Fert olarak kurtuluş olmaz. 100 küsur cihad ayeti
var. Canınızla malınızla cihad. Bedir Harbi öncesini
kim izah edebilir? İddiamız, İslam’ı olduğu gibi
kavrayabilmek. Bunu kavramadan İslam yaşanmaz. Hz. Ebu
Bekir; ‘Bu dünyanın sefası gitti, cefası kaldı’ diyor.
İslam dünya anlayışı: ‘Bu dünya sahte bir dünya’ Model
: Asr-ı Saadet. Ondan uzaklaştıkça cefa kalıyor. Hacı,
yurda para verdi mi  sen kurtarıyorsun.
-       Bir Fıkra: Salamon adında bir Yahudi bir Müslüman’a
borç vermiş, geri alamamış. İstemeğe gittiğinde
Müslüman parmağını(!) yahudinin ağzına sokmuş. Ama
Ramazan olduğu için iftara kadar çıkaramamış. Salamon
pencereden soruyormuş iftara ne kadar kaldı diye. Ona
sormuşlar: ‘Ulan sen Yahudisin’. O da : ‘Eee bizim de
içimizde biraz Müslümanlık var’ demiş. Bugün
Müslümanların içinde de biraz Müslümanlık var.
 
 
__________________________________
Do you Yahoo!?
Yahoo! Finance: Get your refund fast by filing online.
http://taxes.yahoo.com/filing.html
Cumartesi Notları  2 (10.01.2004)
Uygarlık Meselesi Üzerine...
-       ...Uygarlık değince teknolojik, iktisadi, etik,
estetik, ... bir oluşum var.. Batı uygarlığının
iktisadı serbest piyasa ekonomisine dayanıyor. Batı
uygarlığı çöküyor derken kolaycılık olur. Modernite
çöküyor. Çöküyor ama diyalektik süreç bir şey üretecek
yerine. MÖ 6. asırda oluşmaya başlayan ve ilk defa JJ
Rousseau ile eleştirilen uygarlıktır Modernite. Şu
anda egemen olan modernitedir. Postmodernite onun
alternatifi. Çöken Batı uygarlığı değil, modernite.
-       Aklı ilk hesaba çeken Kant’tır. Bir Batı uygarlığı
var, bunun kurumları var. Bu kurumlar kendi içinde bir
oluşum ihtiva ediyor. Bugüne kadar oluşan değerler
Batı uygarlığını götüremiyor. Batı teknolojisi
gerçekten hayali aşıyor. Shiphengler’in  ‘Kültürel
ayakkabı vurması’ veya Ofborn’un ‘kültürel
boşluğu(yarıklığı)’ ortaya çıkıyor.  Eğer Batı
uygarlığının amacı insanı mutlu etmekse, bu teknoloji
insanı mutlu edemiyor. Teknoloji amacını aşıyor.
Mesela, bir motorlu aracın birinci önceliği zamandan
tasarruf sağlaması iken trafik sıkışıyor ve tam tersi
oluyor. Ölen bir kızın babası ‘kızım televole kurbanı
oldu’ diyor.(TV için). 2002 yılında 10 yaş altı 12 bin
çocuk evini terk etmiş.
-       Kozmolojik Yunan felsefesi ile başladı Batı
uygarlığı. MÖ 6. yüzyıl. Batı uygarlığının arkasında
fikir var, felsefe var. Bu fikir önce pozitif tabiat
bilimlerini doğurdu. İlk defa 16. asırda Telesiyo...,
ardından diğerleri... Ardından 15. asır yer altı ve
yerüstü kaynaklarının sömürüsü. Asıl açmazı Batı
uygarlığının, ikinci (öte) dünyanın hesabını
verememesidir. İtirazımız kapitalizmin çöküşü. ABD
gelir yer altı ve yerüstü kaynakların üzerine
oturursa...
-       Yıkılan, zaafa uğrayan modern değerler. Yerine ne
geliyor.? Postmodernitenin de bir şey getireceği
iddiası gerçekçi değil. Modernite dayatıyor,
postmodernite dağıtıyor.  Bunun sonucu adam olanlar
için her şeye imkan var. Her şey dağıldı. Bundan 40-50
yıl önce iktisadi liberalizme bir şey diyemezdin.
Bugün öyle değil.
-       Batıda önce site devletleri vardı. Ardından Tanrı
devletleri (Hristiyanlığa dayalı devlet) Teolojik
devletler ortaya çıktı. Montesque felsefesi, Fransız
İhtilali ve Milli devletler ortaya çıktı. Milli
devletler modernitenin özelliklerinden biridir.
Postmodernistler diyor ki: Bu milli devletler bireyin
kendini gerçekleştirmesini engelliyor, özgürlükleri
sınırlandırıyor. Ne diyorlar yerine: Millet altı ve
millet üstü bieliktelikler, ‘mikro milliyetçilik’ler.
Nerede total bir anlayış varsa, orada dayatma vardır
diyorlar. Dinoşlar postmoderniteyi yanlış anladılar.
Postmodernitede bireycilik daha da önemli. Hale
geliyor. Ne zaman ki çoğalıyorlar, karşı.
Postmodernite alt kimliklere hayat hakkı tanıyor.
Siyahlara, homoseksüellere, bi yerde yaşayan azınlık
Müslümanlara.
-       Postmoderniteden çözüm beklerseniz yanılırsınız.
Sürekli eleştiri var, moderniteyi hallaç pamuğu gibi
atıyor. Vallersthayn’da galiba : ‘seküler anlayışı
kabul etmek şartıyla Almanyadaki Müslümanlar
Müslümanlıklarını yaşayabilir’ diyor.
-       Bir öğrenci ‘ABD çöküyor’ diyor. Sanane. Aynı şeyi
kendimize soralım: ‘Modernite çöküyor, sanane’
-       Samanyolu TV’de: Bir arı saatte 12 bin km
uçabiliyormuş. Bu tür davranışlar imani zafiyettir ve
bilimden meşruiyet aramadır.
 
Medeniyetler Çatışması Üzerine...
-       23 Nisan Başbakanı Tayyib: ‘Medeniyetler çatışmasını
ayaklarımın altına alıyorum’ diyor. Bu tür bir ifadeyi
bilinçli kullanıyorsa çok kötü. ‘Ayaklarımın altına
alıyorum’ ifadesi Resulallah efendimize ait bir tavır.
(‘...kan davasını ve faizi ayaklarımın altına
alıyorum’) Sahabeden hiç kimse bu tavrı
göstermemiştir. Eğer medeniyetler çatışması kavramının
analizi yapılırsa, oraya İslam da giriyor. Asıl mesele
din istismarı yapılıyor. Sürekli dinsel kavramları
kullanıyorlar. 40 yıldan beri bu kavramlar içinde
büyümüşler. Bilinçaltı olayı. Tabanca nasıl
kullanılıyorsa aynı. Bazen namus kurtarırken, bazen de
masum bir insanı öldürebilir. Bu çocuk ne medeniyetler
çatışmasını bilir, ne de Huntington’u.
-       Huntington dünyanın 7-8 medeniyet arasında
şekilleneceğini söylüyor. Toynbee’yi takip ediyor.
(Marx’a karşı polemik)
-       ABD’ye gidenler erime potasında (melting pot)
eriyordu. Bugün öyle değil. Ama hiçbir şey kalmadığı
için öyle değil. Bugün bir Çinli Çinli olarak gidiyor,
alt kültürüne sahip çıkıyor. Zaten neyi kaldı ki?
Modernitenin laik ve seküler(özellikle seküler)
anlayışı insanları tatmin edemediği (öte dünyanın
hesabını veremediği) için fundamental hareketler
artıyor. Özellikle de Yahudilikte. Hıfzı Veldet
Velidedeoğlu 1964’te üniversitede : ‘çocuklar dikkatli
olun, artık yobazlar takkeli değil kravatlı geliyor’
dermiş. Yani modern kişiler. Ötekini izah etmek
kolaydı. Ekmek bulamayan, eğitimsiz, aç insanlar eğlem
yapıyor deniyordu. Ama bunu izah edemiyorlar. Bakın
Filistin’dekilere. Çoğu tahsilli gençler.
-       Sekülerizmi hesaba çekme var ama onun yerine ne
konacak bunun cevabı yok postmodernizmde.
-       Medeniyetler çatışmasında ideolojik bir çatışma yok.
Medeniyet derken de din. Dolayısıyla dinler arası
çatışma. 2 açıdan bakalım: 1. Bu doğru olabilir mi? 2.
Doğru ise dinciler bundan neden rahatsız? Birileri
dünyayı değiştiriyormuş. Hayır efendim sosyal olaylar
arasında birtakım ilişkiler var. Globalleşme (Küçük
çapta Hellenizm’de yaşanmış) ile dünyada ortak
değerler ortaya çıkmıştır. Globalleşme bağımsız bir
şekilde bir çığ gibi kopmuş geliyor ama daha sonra
manipüle ediliyor, yönü değiştiriliyor. Bunun gibi
medeniyetler de uzun asırlar boyunca imbikten süzüle
süzüle oluşuyor. Eğer  bu uygarlıkların içinde
değiştiremeyeceğiniz özler varsa olduğu gibi
reddedebilirsiniz.
-       İslam uygarlığı çatışmacı bir uygarlıktır. (Putlara
tapınma ile ilgili teklifi peygamber efendimizin
reddetmesi) İslam çatışmacıdır, uzlaşmacı değil. Kendi
dışındakini inkar eder. Bedir harbini izah edelim. Bal
gibi kervan baskınına teşebbüs vardır başlangıçta.
Sonuç itibarı ile ise kervan baskını değildir Bedir.
Kendi dışındakini yok edici bir anlayışa sahiptir
İslam. İslamı yok etmekle mani olabilirsin
medeniyetler çatışmasına. Müslüman olduğu müddetçe bu
çatışma olacaktır. Oynanan bir oyun var. Kuralları
kabul ettiğiniz sürece oyunda yer alacaksınız. Bütün
bu gayretler (Tayyib) oyunda yer alma çabasıdır.
-       Derin düşünce, açık düşünce alternatifi de içinde
barındıran düşüncedir. Gayr-i müslim’e, eman dilediği
için yaşama hakkı tanınıyor, sürekli gayr-i Müslim
olduğu hatırlatılıyor.Postmodernitede bu yok.
Postmodernitenin sahip çıkması, ahlaki bir gerekçe ile
değil, olaya bir tercih meselesi olarak bakıyor.
Modernite ise örn. bir ‘homo’ya sapkınlık olarak
bakıyordu. İslam ise ona acıyor. Şener Yurdatapan ile
A. Dilipak birlikte halay çekmiş. Allah sonunu hayır
eyleye  C.Paşa’da var. Bedir Savaşı’nde
kardeşler karşı karşıya, baba-oğul karşı karşıya
düşman. İslam işte bu. Bugün yapılan İslam’ın
galipkenki hoşgörü anlayışını alıp karşı tarafa
kendilerini kabul ettirmek ve eklemlemek için
kullanıyorlar.
-       Huntington’un yaklaşımı doğrudur. Bugün yaşanan da
din çatışması. 12 Eylül günü Bush ‘Crusaid? (Haçlı
Seferi)’ dedi. Fakat bizim ‘dinoş’lar ve ‘liboş’lar
(F.Koru,  İ. Çevik) ...
-       Fukuyama’yı da ciddiye alıyoruz. Eğer Müslümanlar
yeni bir şey söyleyemezlerse dünyanın sonu gelmiş
demektir.
-       Fikir namusu olmayan adamın kimseye faydası olmaz.
Marksistim deyip de ben sınıf çatışmasına katılmıyorum
demek namussuzluktur.  Tayyib çıkacak erkekçe: ‘Herşey
hikayeymiş, biz geldik gördük ki Muhammed gelmiş, bir
kitap yazmış; yere tükürmeyin, ormanları kesmeyin vs.
diyor. Bunlar güzel şeyler, hepsini kabul ediyoruz.
Fakat diğerlerini kabul etmiyoruz’ diyecek.
-       N.Fazıl : ‘ Cihan şu veya bu kıymetin değil de
bizzat kıymet ölçüsünün çivili bulunduğu can evinden,
ruhundan hastadır’(İdeolocya Örgüsü, s.78) Bu teşhis
hiçbir postmodern filozof tarafından yapılmadı. En
büyüğü Nietzsche bile sadece ‘bir aşağı, bir yukarı
kaldı’ diyor. Fakat burada da yine değer yok.
-       Bir soru: N.Fazıl İslam bu topraklarda gitti, burada
yeniden filizlenecek diyordu. Bu en yalın ifade ile
bir temenni idi demek gerek. Ancak hadiseler o şekilde
tezahür etmedi. Türkler 200 yıldır İslam’a ihanet
içindeler. Ve gittikçe de o ihanet artarak devam
ediyor. (Allah’ın huzurunda bile hala yakasında ulusal
işaret taşıyor)
-       Huntington : ‘İslam militan bir dindir diyor.
Tayyib Erdoğan’a tek soru : ‘Değiyor mu?’ İslam,
dinsel alanla seküler alan arasında herhangi bir
ayırım bulunmayan militan bir dindir diyor Huntington.
Sezarın hakkı Sezara, Tanrı’nın hakkı Tanrı’ya
anlayışı İslam’la taban tabana zıt. İşin şakası yok.
İmani bri mesele var ortada. Bundan 10 yıl öncesi
bile(belki daha da yakın) ‘demokrasi  bir araçtır’
diyordu. (Kaldı ki ona da karşıyız.) Bugün derin
demokrasi diyor.
-       Huntington: ‘Olimpiyatlara ev sahipliği yapmak,
Meksika ve Kore’nin liberalleşmesine katkı yapmış
olabilir’ diyor. O zaman sormak lazım: 1936’da Kerime
Nadir’in dünya güzeli seçilmesini nereye koymak lazım?
 
Ekonomik Durum Üzerine...
-       Enflasyon düşüyor ama bunun maliyeti ne? Talep
 

Bu yazı hoşunuza gitti mi?

1 2 3 4 5 Rating: 4.56Rating: 4.56Rating: 4.56Rating: 4.56Rating: 4.56 (toplam 9 oy)
comment Yorumlar (0 gönderildi)
En Popüler
En Çok Yorumlanan
En Çok Tavsiye Edilen
Yazarlar