“Bir kişinin ölümü trajik, bin kişinin ölümü istatistiktir.” Stalin
Dünya tarihinde savaşlara başlamadan önceki bireysel vuruşmalar hep akıllarda kalırken bu kavgaların ardından gelen savaşları ise sadece adı ile anılmaktadır. İslam tarihinde Bedir ve Uhud da savaşanların savaş öncesi vuruşmalarını bir çoğumuz hatırlarız. Sonraki savaşın genel durumu ile ilgilidir.
Batı uygarlığının aslı kan ve göz yaşına dayalıdır. Gittiği her yeri sömürür, insanları köle ve aşağı gördüğü için her türlü yaptırımı kendinde bir hak olarak bulur. Amerika keşfedilince gittiği yerdeki Kızılderilileri yok etmeyi bilmiştir. Daha 1985 yılına kadar kalıntısı kalan Kızılderililerin yatılı okuma zorunluluğu bulunmakta ve bu durum ile onları asimile etmek istemekteydi. Siyah insanı köle olarak kullanırken ırkçılık duyguları en son haddine varmıştı.
Batı uygarlığının temelindeki kan ve gözyaşının oluşmasında düşman olmasa bile kendisine bir düşman bulmakta bunu tüm çıkarı için kullanmaktan çekinmemektedir.
10 sene önce ikiz kulelerin yıkımını bahane edip dünyayı dize getireceğini söyleyen devlet bir başka yerde kendisi için çarpışan terör guruplarını da desteklemekten çekinmemektedir.
Bütün bu olayların resmi bir tarafı bulunmamaktadır. Bütün doğru sanılanlar karşı tarafın bize sunduğu gibi olmasıdır. İnsan olarak sorduğumuz soruların cevabını bulamadığımız da işte o zaman” beraat i zimmet asıldır” (suçluluğun ispatına kadar suçsuz olma)
İkiz kuleleri el kaide yaptı ama ne ile ispatı oldu. Yapan tam ele geçirilecek iken acaba delil karartması mı olduda tek kurşunla infaz edildi. Tarihin hangi evresinde kılıç ile karşı karşıya kalınan kral ı öldürdüler? Bu ölüm intikam ateşimidir? Hala yüzyılların birikimi bu intikam ile alınmış mıdır?
Soruları çoğaltıp sürdürürken çocuklarının önünde elini kaldıran teslim olan bir insanın ölümü trajiktir elbet. Ölümü bu şekli ile karşılayan böyle bir insanın yaptığı tüm eylemlerin hesabını vererek bu hesap gayri Müslim bir mahkemede de olsa yapması ve suçluluğuna inandırarak öldürülmesi karşı tarafın hakkı idi. Ne var ki yapılan eylem kamu oyunu yanıltmakta ve delil karartmadan öte gitmemektedir.
Tarih bu olayları teşhis etse bile asıl suçun isnat edildiği ve tek kurşunla çocuk ve ailesinin önünde öldürüldüğü Usame bin ladin olmadan çözemeyecektir.