Yoksulluğun metalaşması
Dünya kurulduğu günden beri yoksulluk hiç bitmemiştir… Son yüzyılda bunu sosyalizm ve komünizm çok iyi kullanır. Bu kavramlar kapitalizmin bir enstrümanı ve batılı bir kavram olarak karşımıza çıkar.
Doğuda bu kavramlarla düşünürsen daha başında yaptığın iş ve ortaya koyduğun düşüncen sırıtır. Kan, gözyaşı ve sömürü üzerine kurulu batılının tuzağına düşersin. Evirsen çevirsen de sen İslam’da sosyalizmi komünizmi bulamazsın. Birçok benzer tarafı olması o kavramlara paye vermez.
Ben kuru et yiyen bir kadının çocuğuyum diyen ve yoksulluğu överek, zenginliği kötüleyiniz buyuran, öldüğünde mirası olmayan peygamberi olan bu inanışta kavramları zorlamanın bir gereği yoktur.
Bu İslam sosyalizmi sözü ve ona benzer tüm ifadelerde açıkca bir meta görülmektedir. Pazarda birçok kavram ve iş kolu dolduğundan şimdilerde bu alan kullanılmaya başlanmıştır.
Lüks otellerin önünde içerdeki pahalı yiyeceklerle iftar yapan insanlara karşı yoksulane tavırla iftar eden insanlar içerdekileri çağırsalar seve seve o yoksul sofraya geleceklerini unutarak eylem yapmaktadırlar. Otellerde, dağlarda, taşlarda yoksulvari bir yudum su ve bir lokma ekmek ile iftar ederken ya kayanın arkasında ya da öteki sokakta son model ciplerini gizlemektedirler.
“Hadi yarın şu dağda bir domates ekmek ile iftar edelim diyene, oraya ciple mi gideceğiz dediğimde diyecek cevap bulamıyorsa doğru yoldadır ve yapılan bu işte bir kekremsilik vardır demektir…
Bu dünyada kazanılan tüm metalar ve başta ‘Para olduğu gibi devlete ve ordan tekrar hak ettiği gibi halka ‘ dağıtılmadıktan sonra temizlenemez. Bu kirlilik daha çok canlar yakarak, isyanlar ve başkaldırılara sebep olacaktır. Tunus’tan Çine kadar İslam ve batı dünyası bu kirliliğin neden olduğu olaylarla karşı karşıyadır.
Yoksulluk bize zül değildir. Lakin karşı tarafın eline koz verdiğimiz için her türlü hareketimize gem vurması, bizi kontrol altında tutması, onlar gibi düşünmemizi sağlamaları sebebi ile bize züldür.
Bu dünyada Ebu Zer hazretleri gibi yaşayan ama ölürken gülen insanların üzerinden kendilerine meta sağlayan insanların daha samimi davranmaları gerekir. Yanı başında en yakınında, açlıktan veya benim yediğime imrenip yiyemeyen insanları görmeyip uzaklara gitmek doğru mudur? Devletler istediği an o ülkeleri yoksulluktan kurtarır. Ama eski zaman kale muhasarası gibi onları açlıktan bitap düşürüp ele geçirmeyi düşünmesinden başka bir şey değildir.
Ne güzel böyle kimseye zarar vermeden eylem yapmaya. Eylem yaparken payelenmeye, bu sayede yoksulluk malzemesi ile metalaşmaya…
Üstad ile mühürleyelim sözümüzü…
“Doymayan nefs, gözünü kara toprak doyursun,
Soframıza açlığı besleyenler buyursun.”nfk 18/08/2011 ahmet kocaoğlu
114 defa okundu
|
Bu yazı hoşunuza gitti mi?
|
Yorumlar (0 gönderildi)
|
|