LAİKLİK
1970 li yıllar da MTTB salonunda bir törende Milli selamet partisi milletvekili Oğuzhan Asiltürk laiklik konusunda epey konuştu. O zaman ben anlayamamıştım. Niçin öyle bir konuya değindi diye. Konuşma bitince Necip Fazıl Kısakürek fikir öfkesi alnına yansımış olarak kürsüde Oğuzhan Asiltürk’e keşke bu konuya değinmese dedikten sonra en can alıcı sözü “Laiklik Fransız ihtilalinin piçidir’ diyerek devam etti.
Bu konuşmanın olduğu salonda şimdiki ve eski AKP kadrolarından bir çok insan vardı.
68 kuşağının solcuları bir afişlerinde onlar karanlığı yırttı biz aydınlığı getireceğiz, diyorlardı. İmrendiğim bu slogan bizim İslam davamızda hiçbir zaman gerçekleşmedi. Aydınlaktan gelen ışığı onlar kararttı, bizde sızanları kapatacağız eylemleri ile yola devam edilmektedir. O gün O. Asiltürk öyle söyledi, şimdide tüm evrene laiklik mesajları vermeye çalışılıyor.
28 Şubat sürecinde: “boşa korkmayın Türkiye’ye şeriat gelse ilk bunlar karşı çıkar” demiştim. Sermayeleri din olan insanın metalaşmaya başlaması ile metalaştırmayacağı hiçbir şeyi yoktur. Feraiz konusu çok açık olmasına rağmen kadının bir, erkeğin iki aldığı hisseyi kabül edecek kadın yani İslamcı kadın bulmakta zorlanırsınız. Yediğinden yiyen giydiğinden giyinen iş adamı bulamazsınız. Laik cumhuriyetin kurallarını bile delip küfre vergi verilmez diyerek aldıklarını kendilerine yonttuklarını Allah adına toplanan paraların Tanrı adına kullanıldığını hepimiz biliriz. Her türlü fetvayı biliriz fakat parasal konularda üstünlük hep bizden yanadır. Evlenirken imam nikahı ölünce cumhuriyet kuralları olduğundan kadın beş parasız sokaklarda kalmaktadır. Eğer gerçek iman yani İslam nikahı olmuş olsaydı her hangi bir yerde kayıt tapu kaydı olmasa bile onun gerçek hakkını vermiş olmaları gerekirdi. Bir iki ayrıcalıktan başka hepsinin davranışı aynı olmuştur.
İktidar ve muhalefet in devlet ve idare biçiminde batıya bağımlılıktan başka bir düşünceleri olmadığından bize bizim gibi düşündüklerini sandırıp istediklerini yapmaktadırlar.
Herkes istediğine inanır istemediğine inanmaz. Ama İslam dairesine giriyorsan onun kurallarını başından kabul etmiş olduğundan değişik inançlar geliştirmek inanç sistemine yakışmaz.
Yahudi ve Hiristiyanlık’ın dünya nizamına müesseselerine hakim olma durumu yetersiz olduğu için (kaldı ki onlar bunu kabül etmemektedir)ortaya çıkan laiklik modeli ile Bütün hareketlerine ve tuvalete gidişine bile karışan bir dinin devleti olmadan olamaz. Devletsiz İslam yaşanmaz. Din ve devlet işleri birbirinden ayrılmaz. Hele hele seküler, çıkarcı, dünyevi başkalarına hakim olma köleleştirme durumu hiç olmaz. Sana ait olmayan bir sistemi yayabilirsin, dağıtabilirsin. İstediğini yapabilirsin. Günlük yaşamında ve inancında laik seküler yaşayıp şeriat istemek ise tüm faciadır. Paranın yeşili kırmızısı olmaz diyorsan yaşam tarzın sekülerdir. Uzakdoğuda çok dinli insanlar olduğu gibi bu coğrafyadada çok inançlı, düşünceli inançlar çoğalmıştır.
İnsanların şeriata inanmadığı bir toplumda şeriatın yeri yoktur. Onlar inanıyor gibi görünse dahi. Böyle olunca kendin gibi olmasını herkesten isteyeceksin ki muradına ereceksin. Yoksa başkalarına niçin laiklikten korkmayın diyebilirsin..
300 yıldır batılılaşma uğruna gelinen son nokta bu cümle ile özetlenmiştir. Acaba bu süreçte yapılan iş değmiş midir? Ne Musa’ya ne İsa’ya yaranamadığımız bu evrende olamamanın ıztırabı hep içimizde kalacaktır.