BÜYÜK DOĞU VE İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ
Tarihin derinliklerinde bir çok devlet vardır. Bunların oluşumu peygamberler vasıtası ile olurken daha sonra kendi düşünce ve güçlerine göre devlet yapıları oluşmuştur. Eflatun’un devlet kitabı da bu konuyu irdelemektedir. Daha sonraları bir çok ütüpyada devlet modeli konulmuştur.
Necip Fazıl Kısakürek in 1943 deki yazdığı ideolacya örgüsü kitabıda bu devlet modeline bir örnektir. Geçmişteki devlet örnekleri ve yapılarında ilahi izler olmakla birlikte beşeri oluşumlar daha fazla yer almaktadır. ‘Necip fazıl ın dediği gibi Peygamberler olmasa insan yemek yemek için ağzını bulamazdı’ ifadesi de Allah ın indirdiklerinin yeryüzünün her tarafında izleri olduğunu gösterir.
Necip Fazıl ın “son 300 yılını beğenmeyen İslamı cebinde kaybetmiş marka Müslümanları…Siz gerçek Müslüman olsaydınız bunların hiç biri başınıza gelmezdi ” Bütün bunları tesbit edip meydana çıkarken uğradığı durumu Sakarya şiirinde ön plana çıkarır“Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun”… diyerek serzenişte bulunur. Hep ümitlenir ama ümidi hep dumura uğrar.
Burada ideolocya örgüsü incelenirken değinilmesi gereken en önemli konu İslam da idare şeklidir. İslam da idare şekli yok idare ruhu vardır diyen NFK bu eserini bir model olarak 1943 de sunmuştur. İran İslam devleti kurulmasına rağmen İslami para sistemlerini oluşturdukları söylenemez.
Zekat, feraiz(miras), helal – haram kazanç direk ekonomiyi ilgilendirdiği için İslam devletinin olmazsa olmazlarındandır. İslami olmayan eski ve yeni tüm devletlerde kendi kurallarına göre doğru kazanç ve vergi modeli oluşturmaya çalıştıkları gözden kaçmaz. Buna rağmen insanlar o modelleri bile delip her türlü yanlışı yapmaktadırlar.
Devletlerde olması gereken tüm kurumlar ideolocya örgüsünde incelenmiş v e bir model olarak sunulmuştur. Bu modeli yok saymak tarihin içindeki en eski modelden düşünceden de mahrum kalmaktadır. Eflatun, Campenella, Thomas Mann, Marks ve bir çok düşünürü de yok saymaktır.
İslam coğrafyasında Mukaddime ön plana çıkarken bir çok ülemada kısmen de olsa devlet yapılarına göndermeler bulunmaktadır. Ahkam ı Sultaniye de İmam ı Maverdi ve Farabi’de kısmen incelenmiştir. Farabi nin devlet düşüncsi Yunan’dan etkilendiği görülür.Ama tüm kurumları ile işlenilen bir İdeoloçya örgüsü vardır. Kendi içinde orijinal ve bütün ü ilgilendirir. İslam Ülemasının hiç ele almadığı devletteki para ve sermayeye değinen olması gereken tüm ayrıntıları veren insandır. Zekat helal paradan verilir derken kazancın kurallarının varlığını belirtir.
1943 de yani daha elli yıl önce yazıldı. O gün onu yazmak yürek ister deyip bugün için geçerli olmadığını savunan bir çok İslamcı ! insanlar ortaya çıkmaktadır. Aslında onların böyle bir dertleri kalmadığı ortaya çıkmakla birlikte bir çok insan gibi sekülerizmin kucağına düştüklerinin farkına varamamaktadırlar.
Öyle bir dünya da yaşanmaya başlanılmıştır kı batı kendini yenileyememekte, doğuda Niçin islamız? sorusuna cevap bulamaktadır. Kurdukları geçici rahatlığın oluştuğu yerlere Peygamberleri kapıyı çalıp girse “Bu da nerden çıktı’ diye kovabilecek insanlarla doludur.
Böyle bir dünyada Büyük Doğu misyonunu yitirir ve İdeolocya Örgüsü de kimseye hitap etmez. Gelecekte sönmeyen bir külün oluşması ve canlanması için yeraltında saklanan defineler gibi kendini korur.22/12/2011