header Anasayfa | Açılış Sayfam Yap | Favorilerime Ekle | "

 Belki de gerçekten bir giz düzen vardır;tarih,yitik bir mesajı yeniden oluşturmak için girişilen bu savaşın sonucundan başka bir şey değildir. Biz onları görmüyoruz ama onlar görünmeden çevremizde dolaşıp duruyorlar..." Foucoullt Sarkacı(UmbertoEco)Tutak,Kayseri'de yıkılan eski bir mahallenin adı.İki kemer, iki mahalle, ben ve ötekidir

Sitede Ara   Gelişmiş Arama »
     
Bölümler
Arşiv
Pzt Sal Çrş Prş Cum Cts Paz
12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
272829

Eposta Listesi
Eposta Listemize Kaydolun:



email Arkadaşına Gönder | print Yazıcı Versiyonu | comment Yorumlar (0 gönderildi)

Büyük Doğu Misyonu

Yazan Ahmet Kocaoglu on Ocak 14,2012

image

BÜYÜK DOĞU MİSYONU

  

1943 Yılında İdeolocya örgüsü ile meydana çıkan Necip Fazıl ın düşünce ve inanç dünyasını Büyük Doğu olarak şekillendirdiği zamandan günümüze  3 çeyrek asır geçti. Bu inancın başlangıcı  Hz Peygamberimiz, bitişi kıyamettir.

Kendi ifadeleri ile “biz hiç kimseyi şahsımızla kaim bir davaya davet etmiyoruz. Allah ve Resülünün davasına davet ediyoruz “ demektedir. Yıkılışı eriyişi yok oluşu, kaybedişi islamda değil tam aksine İslamı kaybetmenin bir ürünü olduğunu belirtir. Bir eksikliği de 300 yılını beğenmeyen islamı cebinde kaybetmiş marka Müslümanları olarak ifade eder.

Bu davanın misyonu Hz Resülden beri gelen bir misyondur. Genellikle bu dava  tekke ve Tasavvufta olgunlaşırken Velilerin insanları doğru yolda tutması ve onların bağlıları ile kemale ermektedir.

Ömer Lütfi Barkan ın kolonizatör Türk dervişleri  kitabında değindiği ve işaret ettiği dervişlik budur.Osmanlı bir yeri fethetmeden önce dervişlerle orda gönülleri fethedip fethetmeye bile gerek kalmadan almaktaydı.

Bu misyon Necip Fazıl ın Abdülhakim Arvasi Hazretleri eliyle kemale ererken misyonun tamamlayıcısı vazifesi görmüştür.

Doğudan batıya İslam ı kaybetmenin problemini gören düşünen insan Necip Fazıldır. Arabayı tamir eden ve ya yeniden yapan ustadır. Ama o ustaya bu arabanın bozuk olduğunu bildirmezsen o da tamir edemez. Önemli olan hastalığı teşhistir. Tedavi nasıl olsa bulunur. Böyle olunca Necip Fazıl In mütüfekir, düşünür yönü Abdülhakim Arvasi Hazretleri ile kemale ererek 500 yıllık hasretin giderilmesidir. Ülema çok,  metefekkir yok. Şeker var, tahin var helva yapacak usta yok. Bu açıklama Üstada Ülema değil sözüne karşılık olurken ülemanın da Tüm dünyayı çerçeveleyici düşünce platformunda görmek te haksızlık olur. Bunun için dir Necip Fazıl mütefekkirdir.

Her hareket, her oluşum gibi insana bağlı yapılar onun ölümü ile sona erer. Gaye Allah ve Resülü olunca o da kıyamete kadar sürer.

Sakarya şiirinde ki “ divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun” ifadesi bir serzeniş bir yalnız olmadır. Buna rağmen son nefesine kadar davasının misyonunu koruyan bu insanın yolundan giden bir çoğu unutarak misyonun yok olduğuna inanmaktadır. Bu zaten kemale ermeyen bir düşüncenin sadece Necip Fazıl ın yüzüne söylenmeyen tavırlarıdır. Samimiyet in tam olmayışı ile onun yanında beslenen onun yanında tavlanan insanlar daha sonra başka mecralara yönelerek eskiden Büyük Doğu cu olduklarını kullanarak hareketlerini söndürmektedirler.

Böyle doğru  bir hareketin mutlaka doğru ve samimi inananlarıda olacaktır. Gözlerinden yaş gelerek Üstadın mezarında ağlayan genç çocuğa yanı başında resmi tören gibi davranan Üstadın ruhuna görev icabı Fatiha okuyan insanarda vardır.

Onun son yıllarında yanı başında bulunan bizzat kendi ifadesi ile raporlara yansıyan “Yeni dostlar” la üstad huzur içinde ruhunu teslim ederken o yeni dostlarının 50 yi aşkın eseri ile samimiyetin doruklarına çıkmış  Salih Mirzabeyoğlu gözümüze çarpar.

Her hareket inanç kendinden öncekinin izini taşırken yeni bir dinamizm kazanarak İbda fikriyatı düşüncesi göze çarpar. Bayrağı kaldığı yerden alıp daha hızlı ulaştırmaktır hedefine.

Necip Fazıl Üstadın 5 seneden fazla hapıs hayatına eş bu insanda müebbet hapse mahkumdur. Adli yanı ile değil ortada var olan 50 den fazla kitabı ile ilgilendiğimiz bu müellifle ve düşüncesinin yansıdığı kitaplarını yok saymak elbette haksızlık olur.

Eskiden yanında bulunanların kimi Gençlik heyecanı diyerek kimi memleket hasreti diyerek yanından ayrılırken yanında bulunan bu insanları kıskandıkları gözden kaçmaz.

Üstadın ölümü ile ondan bir şey kaybetmeden yoluna devam eden bayrağı taşıyan ibda düşüncesini Büyük Doğudan ayırmak ahmaklıktır. Zaten bir çok öğrencesinin eleştirisinde Üstadı taklit etmiş Ha üstadı ha Mirzabeyoğlunu okuyoruz eleştirisi onun bizzat doğru yolda olduğunun işaretidir..

Onun içindir ki Büyük Doğunun misyonu bitmez. Onu taşıyan ibda o biterse başka biri bu bayrağı taşır. Çünkü bu fikir Allah ve Resülünün davasıdır. Allah yolunun davasıdır. İnsanları aldatmaz. Onlardan bir şeyler saklamaz…

 

36 defa okundu

Bu yazı hoşunuza gitti mi?

1 2 3 4 5 Rating: 4.11Rating: 4.11Rating: 4.11Rating: 4.11Rating: 4.11 (toplam 9 oy)
comment Yorumlar (0 gönderildi)
En Popüler
En Çok Yorumlanan
En Çok Tavsiye Edilen
Yazarlar