KİMİN ÇEVRESİ
Dünya’nın çehresinin değişmeye başladığı son 100 yıl ve hız kazandığı 50 yıllık bir dönemdir. Bundan önce çevre sorunu yok ve binlerce yıl değişmeden kirlenmeden kalan bir çevre vardı.
Atom bombasının Japonya ya atılmasıyla dünya’nın çehresi değişti. Hızla artan sanayileşme sorunları da beraberinde getirirken sanayi ürünlerini kullananlar daha çok kirletme de ön plana çıkmıştır.
Ormanları korumak adına orman köylüsüne yasak çıkarırken asıl koruyucuların onlar olduğunu göz ardı ettiler. Yüzyıllardır ormanın içinde yaşayan bu insanların kestiği bir iki ağacı ormanı yok etmek sayıp kendilerinin ‘Kellediği’ ormanı koruduklarını sandılar. Orman memurları yokken nasıl korunduysa o orman, şimdi de korunabilirdi. Ormanda bir yabancı iz oldu mu onu bilirlerdi. Bir iki bireysel olayın dışında orman köylüsü yakmaz ormanı. İçinde yaşadığı evi kim yakar?
Çocukken babam, ‘Akan suya işenmez’ der ve bizi uzaklaştırırdı. Ama kanalizasyonlar o akan sulara boşaltılırken yapılan işlemi açıklayamazdı.
Akar su da bile abdest alan o insanlar suyu elleri ile alıp savurgan davranmazken bugün ne oluda su kaynakları tükendi.
Çevre dernekleri, örgütler çevreyi koruyormuş gibi yapıp, ormanların yok olmasına seyirci kalırken bir insanın kestiği ağacı çevrecilik adına karşı çıkabiliyorlar. Tarım arazilerine sanayi yapılırken ortada görünmeyip sonra bu yanlış diyebiliyorlar.
Şimdi de pislettikleri toprakları, suları temizlemeye ve korumaya çalışıyorlar. Bir insanın derme çatma barakasına çevre adına karşı çıkarken onlarca metre yükseklikte binaların dikilmesine ses çıkarmıyorlar. 100 yıl sonra bu binaların enkazlarını ne yapacaklar acaba.
Çoğalan insan yapısı karşısında gelişen sanayinin de gelişmesi gerekirdi. Çıkarcı insanların sadece üretip sattığı mallar kendilerine ‘pislik’ olarak dönünce rahatsız oldukları için artık çevre sorunları ile ilgilenmeye başladılar. Karpuzu üreten insanın geçici kirliliği olabilir. Ama Cola üreten firmanın veya tüm petrol artığı maddeleri üreten insanların tekrar artıklarını almaları gerekir. 2 ytl ye satılan bir cola nın üzerine 4 ytl pet şişe ücreti alıp kendi pisliğini kendilerine temizletmek gerekir. ‘İti öldürene sürükletirler’ idi eskiden. Şimdi kimin önünde ise o sürüklüyor.
En güzel çevre sloganının ‘iti öldürene sürükletmek’ olduğudur.
Moğol ordularının yıktığı şehirlerde hiç kalıcı kirlilik yoktu. Yıkılan yerlerin taşları ile yeniden binalar yaptılar. Ve bize yıksalar da temiz bir çevre bıraktılar.
Ya biz. Gelecek kuşaklara pisliğimizden başka ne bırakacağız?
03/07/2007 Ahmet Kocaoğlu
(Gönderen: ahmet, Ekim 20, 2007, 1:59 PM)