aksine insanlar binlerce sene öncesinde güneş takvimini kullanıyor olmaları. Eski Amereka kıtasındaki İnka’ların birbirinden habersiz uygarlıkların kullandığı bu güneş takviminde zaman aynı, başlangıçları farklı dır. Kimine göre hayvan, kimine göre doğa ile adlandırılmış. Asya kavimleride bu güneş takvimini kullanmışlar. Bilinen en eski takvimler dünya merkezli inanış olsa da güneş ve dünyanın konumuna göre adlandırılmış. En bilinen özelliği gökyüzü haritası ile konumlandırılmış Burç’ lardır. Her zaman olduğu gibi çıkarcı ve suistimal yapıya sahip insanlar bu burçların konumlarından kendilerine bir pay çıkarıp çıkar elde etmişlerdir. Şu anki takvimde yılbaşı Ocak ayında başlar. Fakat eskiden birçok kavim yılbaşlarını yılbaşı kavramı da dahil farklı zamanlarda başlatmış. Törensel bir niteliğe bürünmüş. Asya toplumlarıda bunu Nevruz adı ile 21 martta başlatdığı.Koç Burcuna girildiği ve değişik adlarla ve kültürel ögelerle günümüze kadar sürdürmeleri. Kimi zaman Ergenekon’dan çıkışın başlangıcı kimi zaman Kava’nın baş kaldırışı. Ama hepsinden önemlisi 365 gün ve 6 saatlik zaman diliminin kullanılmasıdır
Ben 47 nevruzluyum dediğim zaman konu daha iyi anlaşılır.
Adı ister nevruz, ister yeni gün, ister başka bir şey olsun. Zamanın güneşe göre hesaplanmasından başka bir şey değildir. Ve insanlar en eski zamanlardan beri ister dünya merkezli isterse güneş merkezli olsun bu zaman olaylarını bildikleri ortadadır.
Aslında en iyi yılbaşıda 21 Mart, nevruz günü ile olmalıydı. Doğanın dirilişi,uyuşukluğun atılması, yeni bir heyecanın doğa ile bütünleşmesi.
Aşıkların bu mevsimde çılgına dönüşü.
Binlerce senelik oluşum unutulursa bu gün değişik şekillerde kutlanması kaçınılmazdır. Ben bu nevruzun gelişi ile yeniden canlandığıma ruhumun zenginleştiğine, doğa ile neşv-ü nama bulduğuna inanıyorum.
Sizlerinde daha nice nevruzlara kavuşmanız dileğiyle.
Ahmet Kocaoğlu