ÜŞÜMEK
“Mevsimler cücelere def çalıyor gerdekte,
Devin yalnızlığını sular bestelemekte.”
Güz ayrılık, bahar kavuşmadır. Yaz aşufte, kış ne ayrılık ne kavuşma, ne aşuftedir.
Ne zaman soğuk bir rüzgar esse ruhu titrer insanın. Kar yağdı mı geçici bir rehavet çöker, ardından ölüm korkusu…
Evsizlerin kabusu, güçsüzlerin derdidir kış. Hiç gelmesini istemezler. Kış hiç gitmez onların hayatından…
Kibritçi kız son kibritini yakar ve ısınırken, Sarıkamış’ta bir emirle heykele dönen on binlerce inanan ,inancının doruğunda yükselen ruhlar. 5,10 yıl içinde Çanakkale’de Sarıkamış’ta yok olan binlerce samimi yürekler. Amirin emrine kurban ciğerler.300 yılda kaybedilen insan sayısına eş iki savaş.
Öksüzün, yetimin, kabusu kış. Niçin hiç gitmez onların yanından. Bahar gelse bile bir sonraki kışın derdidir yüreklerini kaplayan.
Ne ısınacaklar, ne de okşanacaklar. İtilecekler kolayca bir köşeye. Ve “Bu madde bağımlısı oldu, yaşaması bile doğru değil,” diyecekler.
O okşamayı çok gören eller bir gün karşılarına aniden çıkcak ve o insana kapkaçcı diyecekler. O kadar çoğalacak ki kötülüğün tohumlarını, onlar sanacaklar.
Annesi babası ölen, ayrılan, kaybolan kendilerinin dünyada yaşam şeklini seçme kudreti olmayan çocuğu görmezlikten gelen insanlar. Bir gün onlarda büyüyecek. Senin benim yanımda yaşayacaklar. İş isteyecek. Sen onları bir bahane ile iteceksin. Kız isteyecek, uygun bulmayacaksın. Kız alacaksın, kendine yakıştıramayacaksın. Kendi dünyalarında yaşayacaklar. Dünyalarını bozacaksın. Su isteyecekler. Suyun başını tutan insanların takdiri kadar vereceksin.
Birden karşına ölüm meleği gibi çıkacak ve şaşıracaksın. “Nerden çıktı bunlar?” diye. Kendi ellerinle hazırladığın senin yarattığın insanlar.
Ah kış ah. Soğuksun, acısın, ama gerçeksin. Sen olmasaydın kendimi göremezdim. Bir kar yağdı mı ufuk turu başlar gönlümde. Hiçbir şey yapamam ama ruhumda şimşekler çakar sen yağarken. 04/01-2006