İKİMİZ Doğdum, gözümü açtığımda annemi, sonra Erciyes’i gördüm… Ben büyüdüm, o büyüdü. Üç dağ belirdi gözümde…
Sanki bir dev gibi ortada 3916 metredeki Kral… Yanlarında vezirleri; sağ ve sol tepeler… Lifos,kefeli, Yanık dağ…
Ara sıra annemin”Beni üzme analar dağına giderim” dediği Peri Kartınlığı… Sanki danlenmek için tekir yaylasında toplanıp koyu bir sohbete dalmışlar.
Aşağıda irili ufaklı tepeler. Ali Dağı, İstiklalıni ilan etmiş ayrık Yılanlı Dağı. Uzaktan kıskanç gözlerle seyreden Erkilet sıra tepeleri.Ovaya yayılmış irili ufaklı yerleşim yerleri… Arkanda saza düşen pırıltın,güzelliğin, Belkıs mı sanki .Hepsi senin çekim kuvvetine kapılmış duruyorlar.
“Senin suyuna ihtiyacım yok!” diyerek sessiz bir gururla süzülüp gelin gibi Akdeniz’e giden Zamantı. Ona inat sbuyun bana ilaçtır diyerek içe içe, Karadenize koşan, Kızılırmak…Senin yön verişinden habersiz coşarak gitmekte.
Binlerce senedir etrafında kurulmuş devletler…Etiler,Romalılar, Bizanslılar, Türkler…
Kralları tebaaları, yönetimleri, gelenekleri, inançları, yerleşim biçimleri.Binlerce sene değişmeden kalan tek sen varsın.Tanrının yer yüzündekilere değişmediğinin habercisi gibi.
Seni sakin bilmek yanılgıdır. İnsanlar yokken yer yüzüne sıkıntılarını dertlerini döktün. Bize güzel görünen senin dertlerindi. Ama şimdi insanlar var etrafında. Birçok olayı tanıksın. Haykırmak istiyorsun,içini dışa vurmak istiyorsun. Ama nafile. sende bizim gibi dertlerinle kıyamete dek duracaksın.
Biz burada yıllardır bir avuç toprak için birbirimizi boğazlarız. Birbirimize güç dayatır,insan olmanın en aşağısını sana gösteririzde giderken bir şey götüremeyiz. Sen bunlara tanıksın yalnız. Karışamazsın.
Senin büyüklüğün karşısında insanlar seni yok sayıp senin gibi taşın tanıklığını yok sayarak birbirlerini ezdiler. Düşkünlerin ümitleri, hüzünlere karıştı. Sevgileri , nefrete dönüştü. Birlikte büyüdüler. Binlerce sene hep tanık gibi ordan baktın.
Kimi zaman bir insan yok mu dedin yanı başında biriktiler yine aynı kaldıkları yerden devam ettiler. Hiç değişmeyen bu durumlara belki çok kızdın.
Senin güzelliğin Allah’ın bir lutfudur insanlara. Değişmeden kalan değişmemenin bir öncüsüsün.
Ahmet Kocaoğlu
Mayıs 1999